<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Anne Bebek</title>
	<link>http://anne-bebek.net</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<pubDate>Sat, 31 May 2008 08:23:51 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Manevi değerler miniklere nasıl öğretilir?</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=242</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=242#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 May 2008 08:22:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Manevi Değerler Miniklere Nasıl Öğretilir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=242</guid>
		<description><![CDATA[Manevi değerler miniklere nasıl öğretilir?!
Günümüzde manevi değerler gitgide daha fazla kıymetini yitiriyor. Yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi. Peki bu durumda çocuklarımıza ‘teşekkür ederim’, ‘birşey değil’ demeyi ya da yalan söylememeyi nasıl öğreteceğiz? Kesin olan, doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeyen çocukların ileride zorluk çekecekleri. Günümüzde manevi değerler gitgide daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font face="Arial"><u><font color="#ff0000">Manevi değerler miniklere nasıl öğretilir?!</font></u></font></strong></p>
<p><strong><font face="Arial">Günümüzde manevi değerler gitgide daha fazla kıymetini yitiriyor. Yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi. Peki bu durumda çocuklarımıza ‘teşekkür ederim’, ‘birşey değil’ demeyi ya da yalan söylememeyi nasıl öğreteceğiz? Kesin olan, doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeyen çocukların ileride zorluk çekecekleri.</font></strong><strong><font face="Arial"> </font></strong><strong><font face="Arial">Günümüzde manevi değerler gitgide daha fazla kıymetini yitiriyor. Yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi. Peki bu durumda çocuklarımıza ‘teşekkür ederim’, ‘birşey değil’ demeyi ya da yalan söylememeyi nasıl öğreteceğiz? Kesin olan, doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeyen çocukların ileride zorluk çekecekleri.</p>
<p>Küçük Serra’nın kahvaltı tabağı bin parçaya bölünmüş halde mutfak zemininde duruyor. Anne - babası ona bunun nasıl olduğunu sorduğunda, onlara ilginç bir hikaye anlatıyor: “Yabancı bir çocuk mutfağa geldi ve tabağımı yere attı!” Ebeveynler endişeli, acaba minik kızları bir yalancı olma yolunda mı?</p>
<p>Çocukların bazen anne - babalarının istedikleri gibi davranmamaları, onların potansiyel birer suçlu olduklarını göstermez. Çünkü her çocuk bir değer sisteminin içinde büyümeli ve yetişkinlerin olaylara yaklaşım biçimlerinden kendi tecrübelerini edinmeli. Genelde yalan söyleyerek karşılarındaki insanın düşünce dünyasına girmeye çalışırlar ve ne yazık ki küçük çocuklar tüm insanların kendileri gibi düşündüklerini sanırlar. Yaklaşık 4 yaşından sonra diğer insanlardan farklı düşünceler geliştirirler. Uzmanlara göre; bilinç bu yaşta oluşmaya başlıyor. Bundan dolayı çocukların ilk yalanlarının bu ‘roller oyunu’nun dönemine denk gelmesi bir tesadüf değil. Bu dönemde sadece başkalarının düşüncelerini benimsemekle kalmayıp aynı zamanda onların kişiliğine de bürünmeye çalışıyorlar. Baba - anne - çocuk dünyasında günlük olarak yaşananları daha sonra oyuncak ayılar, bebekler veya komşunun köpeği ile tekrar canlandırıyor ve bu yaşta uçsuz bucaksız bir hayal dünyasına sahip oluyorlar.</p>
<p>Çocukların ilk yıllarında sürekli onları eleştiren, zorla onları değiştirmeye çalışan ve onlara manevi değerler öğreten ebeveynlere ihtiyaçları yok. Çünkü istenilen sosyal düşünce ve davranış biçimini özümseyebilmek için kendilerini güvende hissetmeleri gerekir. Oldukları gibi sevildiklerini ve anlaşıldıklarını bilmeliler. Sürekli doğru olmayan davranışlarda bulunduğunu hisseden çocuk zamanla içine kapanır ve bir süre sonra artık erişilemez hale gelir. Bu, çocuğunuzun her şeyi yapmasına izin vereceğiniz ve üstüne bir de doğru olmayan davranışları için onu ödüllendireceğiniz anlamına gelmiyor.</p>
<p><u><font color="#ff0000">Hemen tepki göstermeyin</font></u></p>
<p>Ebevenyler çocuklarına, yanlış bir şey yaptıklarında mutlaka uygun bir dille söylemeliler. Ancak yolunda gitmeyen şeyler için büyük hayalkırıklıkları yaşamak için henüz erken. Anne - babaların, çocuklarının davranışlarının bir suç değil de, bir gelişme safhası olduğunu bilmeleri onları rahatlatır. Her çocuk doğru davranmak ister. Hiçbir şey onun için anne - babası tarafından kabul görmek kadar önemli değildir. Tüm davranışlarını onları mutlu etmeye ve takdir almaya odaklar. Tabii buna karşılık onların hoşuna gitmeyecek her türlü eylemi de sakınır. Elbette bunların terbiyeli olmakla hiç ilgisi yok. Çünkü bu yaştaki çocukların davranışlarında henüz bir anlam mevcut değildir. Gelişim döneminin onlara getirdikleri çerçevesinde hareket ederler. Dünyaya karşı sınırsız bir merak içinde, elleri ile onu tanımak, ağızları ile onu kavramak isterler. İstenmeyen bir davranışın sonucunda gelen bir şaplağa veya başka bir cezaya karşı çocukta, davranışları ile annesinin elini bağdaştıran bir korku gelişir. Sonuç olarak, çocuk istenildiği gibi davranır! Ama onu anlayışla karşıladığınızı ve davranışını anladığınızı bu şekilde öğretemezsiniz.</p>
<p><u><font color="#ff0000">Sizi örnek alırlar </font></u></p>
<p>İlk etapta anne - babanın oluşturduğu örnek, çocukların duygu ve düşüncelerini geliştiriyor. Otobüste giderken engelli bir kadının bindiğini görüp sizden yer istemediği halde yerinizden kalkıyorsanız, kişiliğinizi ortaya koymuş olursunuz. Bu davranış çocuğunuzun ileride yaşam biçimini belirlemesinde yardımcı olur. Elbette onun örnek alacağı tek insan siz değilsiniz, ama ilk yıllarında en önemli kişi siz olacaksınız. Düşünceleriniz ve davranışlarınız çocuğunuz tarafından özümsenir ve onda gelişir. Burada önemli olan ne kadar mükemmel olduğunuz değil, çocuğunuzun sizi gördüğü dünyada ne kadar dürüst ve tutarlı olduğunuzdur. İşte bu da onun görüp daha sonra benimseyeceği temel davranış biçimidir.</p>
<p><u><font color="#ff0000">En iyi kriter sizsiziniz </font></u></p>
<p>İlk yıllarda, düşündükleriniz ve hissettikleriniz çocuklarınız için yol gösterici olacaktır. Çocukların çok hassas antenlere sahip olduklarını unutmayın: Söylediklerinizle, demek istedikleriniz uyuşmadığında bunu kolayca anlayabilirler.</p>
<p>Çocuğunuzu toz pembe bir gözlükle görmeye çalışın. Onun güzel yanlarına odaklanın, yolunda gitmeyen davranışlarını görmemeye çalışın. Sık sık ona, onu olduğu gibi sevdiğinizi ve kabul ettiğinizi gösterin. Manevi değerlerin temelini oluşturmak için, ona ilk yaşam yıllarında anlayış ve güven gösterin ve onu sınırsız sevin.</p>
<p>Ona yetişkinlerin değerler sistemine alışabilmesi için zaman tanıyın. Çocuğunuzu sevdiğiniz ve dikkate aldığınız takdirde sizin davranışınızı örnek alacaktır. Onu döverek veya başka türlü cezalar uygulayarak ancak tam tersini elde edebilirsiniz.</p>
<p>Önemli olan, manevi değerleri günlük yaşamınızda uygulamanız. Bir çocuk, ailesinde kimsenin diğerinin sözünü bölmediğini ve yanlış davranışların alay konusu olmayacağını görürse bu yaklaşımı benimser.</p>
<p>Büyüdükçe çocuklar arkadaşlarından ve televizyondan da etkilenmeye başlar. Öğrendiği bazı davranış şekilleri sizin vermek istediklerinizle örtüşmeyecektir. Bundan dolayı bu tarz faktörlerin etkilerini azaltmaya çalışın.</p>
<p></font></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=242</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bilmeniz Gerekenler</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=241</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=241#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 15:59:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilmeniz Gerekenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[Artık bebeğiniz doğdu ve sizin yakın ilginize muhtaç. Onu sevin, onu sevmekten mutluluk duyun ve bunu kendisine en iyi biçimde gösterin. Bir anne olarak bebeğinizle hastaneden yuvanıza döndüğünüz ilk gün, hayatınızın en heyecan verici anlarından biri olacaktır. Yüklendiğiniz büyük sorumluluk karşısında birazcık sinirli olmanız son derece normaldir. Ama eşinizin ve ailenizin yardımıyla en kısa zamanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Artık bebeğiniz doğdu ve sizin yakın ilginize muhtaç. Onu sevin, onu sevmekten mutluluk duyun ve bunu kendisine en iyi biçimde gösterin. Bir anne olarak bebeğinizle hastaneden yuvanıza döndüğünüz ilk gün, hayatınızın en heyecan verici anlarından biri olacaktır. Yüklendiğiniz büyük sorumluluk karşısında birazcık sinirli olmanız son derece normaldir. Ama eşinizin ve ailenizin yardımıyla en kısa zamanda kendinize olan güvene yeniden kavuşacağınıza hiç kuşkunuz olmasın. Doğum sonrası yorgunluğu üzerinizden atabilmek için fırsat buldukça dinlenin.</p>
<p>Bünyeniz, hamilelik döneminde vücudunuzda biriken fazla suyu, doğumu izleyen birkaç gün içerisinde atacaktır. Zaman kaybetmeden karın kaslarını güçlendirici yer ekzersizlerine başlayın ve düzenli olarak bu hareketleri yapmaya devam edin. Bebeğinizle sürekli olarak ilişkide olduğunuzdan doğum sonrası vücut temizliğinize olağanüstü özen gösterin.</p>
<p>Doğumdan 5-6 hafta sonra doktorunuza gidip doğum sonrası muayeneyi yaptırın. Doktorunuz, doğum sonrası, rahmin normal durumunu alıp almadığını saptayacak ve doğum öncesindeki sağlığınıza kavuşmanızı sağlayacaktır.</p>
<p>Meme verirken anne ile bebek arasında çok yakın bir bağ doğar. Bebeğin emme refleksi çok gelişmiştir. Bu becerisi, onun sadece doymasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda onun kendini güven içinde hissetmeye başlamasını, şefkate ve bakıma olan büyük gereksinmesini de simgeler.</p>
<p>Bebeğiniz kısa bir süre sonra gözleriyle sizinle bağlantı kurmaya çalışacak ve ona en çekici gelen yanınız gözleriniz olacaktır. O, sesinizi de duymaktan hoşlanır ve sizin sesinizi diğer seslerden kolayca ayırır. Bebeğinizin, sizi uyarmak için verdiği kendine özgü sinyalleri anlamaya özen gösterin. Size ihtiyacı olduğunda her zaman onun yanına koşun. Bebeğiniz böylece kendini sürekli güven içinde hissedecek ve bu duygu onun ruhsal dengesinin sağlıklı bir biçimde gelişmesini sağlayacaktır.</p>
<p>Bebeğinizi Nasıl Tutacaksınız?</p>
<p>Boyun kasları henüz yeterince güçlü olmadığından, bebek 3 aylık olana kadar başını dik tutamaz. Onu kucakladığınızda sırtını ve başını kollarınızla desteklemeyi unutmayın. Bebeğiniz dikkatle kucağınıza aldığınız zaman kol ve bacaklarını serbestçe hareket isteyeceğini aklınızdan çıkarmayın. Her sağlıklı bebek serbestçe hareket etme arzusu duyar. Kollarını rahatça oynatması, bacaklarıyla sağa sola tekmeler atması onun kaslarını güçlendirir. Bu tür hareketler kan dolaşımını ve metabolizmayı da olumlu yönden etkiler. Kollarını ve bacaklarını kolayca hareket ettirebilmesi için bebeğinizi hafif giydirmeye ve üzerini ağır örtülerle örtmemeye özen gösterin</p>
<p>Bebeğinizin Uykusu</p>
<p>Karnı doyan, altı değiştirilen, yıkanan ve giydirilen bebek günün büyük bir bölümünü uykuda geçirir. Bazı bebekler görünürde hiçbir neden olmadığı halde uzunca bir süre uyanık kalırlar. Hiç endişelenmeyin, bırakın bebeğiniz uyku süresini kendi kararlaştırsın. Karnını her doyuruştan sonra yatırarak onu belli bir düzene alıştırabilirsiniz.<br />
Genellikle ilk birkaç aydan sonra bebekler tüm gece boyunca uyumaya alışırlar. Sabahları erken uyanıp gün boyunca birkaç kez daha uyurlar. Bebeğiniz, yüzüstü yatmayı tercih edebilir. Ama günümüzde bebeğin başının yassılaşmasını önlemek için, yatış pozisyonunun zaman zaman değiştirilmesi önerilmektedir. Uyurken bebeği sık sık kontrol ederek, nefes almasını engelleyecek bir neden bulunup bulunmadığını inceleyin. Sırt üstü yatarken kusan bebek boğulma tehlikesiyle karşılaşabilir.</p>
<p>Bebeğinizin Emzirilmesi</p>
<p>Bir bebeği beslemek için seçilecek en doğal ve en doğru yol onu emzirmektir. Anne sütü bebeklerin gelişebilmeleri için gerekli tüm besinleri içerir, bulaşıcı hastalıklara karşı ona bağışıklık kazandırır. Emzirme, aynı zamanda, anne ile çocuk arasında, çocuğun ruhsal açıdan sağlıklı gelişmesini etkileyen yakın bir ilişkinin doğmasına yardımcı olur. Anne için ise, gerek fiziksel gerek ruhsal dengenin korunması açısından büyük önem taşır. Emzirme, annenin de bebeğin de benimsemesi ve iyi öğrenmesi gereken bir sanattır. Bebeğinizi nasıl emzireceksiniz? Emzirme zamanlarını kendiniz için en uygun ve dinlendirici olan saatlere göre programlayın. Bebeğinizi emzirirken size en rahat gelen duruşu benimseyin. Bebeği emzirmeye başlamadan önce sıcak su ile yıkayın. Göğüs uçlarınızı temizleyin. Bebeğe önce bir memenizi verin ve on dakika emzirin, sonra diğerini vererek on dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeyi, bebeğin en son emdiği göğüsten başlatın.</p>
<p>Bebeğiniz, süt gereksinmesinin önemli bir bölümünü emzirmenin ilk birkaç dakikasında alacaktır. Fakat sütün devamlı oluşabilmesi için bebeğin her iki göğüslede emzirilmesi şarttır. Bebekler içgüdüsel olarak meme emmeyi bilirler. Ama ilk günler meme ucunu bulmakta güçlük çekebilirler. Göğsünüzün ucunu baş parmağınızla orta parmağınız arasına alıp bebeğin ağzına vererek ona yardımcı olun. İyi beslenebilmesi için bebeğin, ağzını tamamen açmasını ve sadece göğüs ucunu değil göğsün koyu renkli bölgesinin tümünü dudaklarıyla kavrayarak meme emmesi gerekir. Meme verirken göğsünüzün bebeğin nefes almasını engellememesine dikkat edin. Bebeğinizi yirmi dakikadan fazla emzirmeyin. Genellikle bebeğiniz doyduğuna kendisi karar verip memenizi bırakacaktır.</p>
<p>Her emzirmeden sonra bebeğinizin gaz çıkarmasını sağlayın. Bunun en kolay yolu, onu midesi omuzunuza değecek biçimde yatırmak ve hafifçe sırtına vurmaktır. Bebeğiniz gaz çıkartırken, emdiği sütün birazını da kusabileceğinden omuzunuza ufak bir havlu veya temiz bir bez parçası koymayı unutmayın.</p>
<p>Bebeğinizi emzirdikten sonra meme uçlarınızı sıcak su ile silin. Sabun kullanmaktan kaçının. Sızabilecek sütü emmesi için sütyeninize temiz bir tampon veya bez parçası koyun.</p>
<p>İlk haftalarda bebeğinizi iki üç saatte bir, hatta gece bile emzirmeniz gerekebilir. Genellikle doğduktan dört veya altı hafta sonra bebekler dört saatte bir emzirilir. Daha sonra ise günde beş kez emzirilme onlar için yeterlidir.<!-- google_ad_section_end --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=241</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Anne Babaya İlk Tavsiyeler</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=240</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=240#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 15:48:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne Babalara Tavsiyeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=240</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Anne ve Baba,
Şu andan itibaren küçük, sevimli bir bebeğin sahibisiniz ve bu bebek belli becerileri kazanıncaya kadar size bagımlı olmak zorunda. Böylesine değerli bir varliğı büyütürken, özellikle ilk günlerde dikkat edeceğiniz bazı noktaları size hatırlatmak istiyoruz.
Lütfen dikkatli bir şekilde okuyunuz.
*
Bebeğinize kundak yapmayınız. Aksi taktirde kalça çıkığına neden olabilirsiniz. Tulum giydiriniz ve ara bezini tutunuz.
*
İlk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Anne ve Baba,</p>
<p>Şu andan itibaren küçük, sevimli bir bebeğin sahibisiniz ve bu bebek belli becerileri kazanıncaya kadar size bagımlı olmak zorunda. Böylesine değerli bir varliğı büyütürken, özellikle ilk günlerde dikkat edeceğiniz bazı noktaları size hatırlatmak istiyoruz.</p>
<p>Lütfen dikkatli bir şekilde okuyunuz.</p>
<p>*</p>
<p>Bebeğinize kundak yapmayınız. Aksi taktirde kalça çıkığına neden olabilirsiniz. Tulum giydiriniz ve ara bezini tutunuz.</p>
<p>*</p>
<p>İlk bir ay iki saatte bir anne sütü ile besleyiniz: Anne sütü yeterli değilse, doktorunuzun önerisine göre mamaya başlayınız.</p>
<p>*</p>
<p>Göğüs temizliğine dikkat ediniz. Emzirirken her iki göğsünüzü de kullanınız.</p>
<p>*</p>
<p>Aşırı sıcak havalarda su ihtiyacını sadece anne sütü ile karşılayamayacağı için bebeğinize kaşıkla şekersiz su vermeyi unutmayınız. Ancak vereceğiniz suyun kaynatılmış olmasına dikkat ediniz.</p>
<p>*</p>
<p>Her beslemeden sonra yumuşak hareketlerle bebeğin gazını çıkarınız.</p>
<p>*</p>
<p>Bebeğinizi yastıksız olarak yüzüstü veya sağ yan üzerine yatırınız.</p>
<p>*</p>
<p>Göbeğini herhangi bir şekilde sargı bezi, tülbent ya da benzeri şeylerle sarmayınız, açık tutunuz ve sabah - akşam göbek pansumanını gösterildiği şekilde yapınız. Pansumana göbek düştükten sonra iki gün, daha devam ediniz.</p>
<p>*</p>
<p>Banyosunu göbeği düştükten sonra yaptırınız. Bu arada göbekten alt kısmını yıkayabilir veya silebilirsiniz. Bebeğinizin vücudunun hiçbir tarafına pudra kullanmayınız.</p>
<p>*</p>
<p>Bebek çamaşırlarını yıkarken deterjan kullanmayınız. Sabun veya sabun tozu kullanıp, bol su ile durulayinız.</p>
<p>*</p>
<p>İlk altı ay, ayda bir kontrol için doktora başvurunuz. Bu şekilde bebeğinizin gelişimi takip edilecek ve size gerekli önerilerde bulunulacaktır.</p>
<p>*</p>
<p>Bebeğinizin burnunun tıkalı olmamasına dikkat ediniz. Gerektiğinde 1-2 damla serum fizyolojik damlatınız.</p>
<p>*</p>
<p>İlk bir ay içinde bebeğinizin BCG (Verem) aşısını yaptırmayı ihmal etmeyiniz.</p>
<p>*</p>
<p>İlk iki ayını dolduran bebeklerinizin diğer aşılarının başlayacağını unutmayınız.</p>
<p><a href="http://www.webhatti.com/">www.webhatti.com</a> dan alıntı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=240</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğim Geceleri Neden Sık Uyanıyor?</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=239</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=239#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 15:45:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bebeğinizin Uykusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=239</guid>
		<description><![CDATA[Üç aylık bebeğiniz geceleri devamlı olarak uyanıyor ve siz ne istediğini tam olarak anlayamıyorsunuz.. Onu kucağınıza alıp süt şişesini veriyorsunuz ama gerçekten bu durumu düzeltmek için ne yapacağınızı bilemiyorsunuz ve çaresizsiniz.
Bebeklerin gece uykuları yetişkinlerden daha hafif ve kısa süreli olabilirken, bebeğinizin en az sizin kadar uykuya ihtiyacı olduğunu unutmayınız. Bebeğiniz bir neden olmaksızın sık sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üç aylık bebeğiniz geceleri devamlı olarak uyanıyor ve siz ne istediğini tam olarak anlayamıyorsunuz.. Onu kucağınıza alıp süt şişesini veriyorsunuz ama gerçekten bu durumu düzeltmek için ne yapacağınızı bilemiyorsunuz ve çaresizsiniz.<br />
Bebeklerin gece uykuları yetişkinlerden daha hafif ve kısa süreli olabilirken, bebeğinizin en az sizin kadar uykuya ihtiyacı olduğunu unutmayınız. Bebeğiniz bir neden olmaksızın sık sık uyanmaz. Aşağıdaki şu olasılıkları değerlendiriniz:</p>
<p>Gece süresince ayrı olma endişesi: Bebeğiniz size yakın uyumak istiyor olabilir. Evdeki herkes iyi bir uyku düzenine kavuşana kadar farklı bir uyku düzeni oluşturunuz. Bebeğiniz yatağınızda size sokularak kendini güvende hissettiği en iyi biçimde uyuyabilir ya da yatağınızın yanına yerleştirdiğiniz beşik ya da karyolasında rahatça uyuyabilir. Bebeğiniz yanınızdaki odada uyumaya alışmış dahi olsa, bunu daha iyi düzenleyebileceğiniz bir deneme süreci geçirebilirsiniz. Bebeklerin gece süresindeki gereksinmeleri yeni yaş dönemlerine girmeleriyle değişiklik gösterir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi yeni bir uyuma düzeni eskiden geçerli olsa da günümüzde çok fazla uygulanması uygun görülmüyor. Eğer ki bebeğinizin yatağınızda ya da yatağınızın yakınındaki bir karyolada aynı odada uyumasından rahatsız oluyorsanız, bebeğiniz büyümeye başladıkça ve daha derin uykuya dalıp uykusu düzene girdikçe onu yanınızdan yavaş yavaş uzaklaştırabilirsiniz.</p>
<p>Gastroesophageal Reflux: GER gece uyanmalarının en çok görülen ve gizli tıbbi nedenidir. Bebek GER ile düz yüzeye yattığında, mide asitleri yemek borusuna doğru akar ve kusma isteği verir ve neticede yetişkinlerin mide ekşimesi dedikleri bir ağrıya neden olur. Aşağıdakiler GER&#8217; i olan bebekteki bulgulardır.</p>
<p>*</p>
<p>Gün boyunca sıkça kusmak</p>
<p>*</p>
<p>Sadece huzursuz olmaktan daha önemli bir işaret olan ağrıyla patlak veren ağlama sonucunda uyanmak</p>
<p>*</p>
<p>Gün içerisinde sık sık gerçekleşen karınla ilgili kolik nöbetlerine bağlı ağrı</p>
<p>*</p>
<p>Bebeğin yiyecekleri boğazına doğru geri akmasındaki çıkardığı gırtlak sesleri</p>
<p>*</p>
<p>Beslemeden hemen sonra kalınbağırsakta ya da karın boşluğunda duyulan sancı (kolik) GER tıbbi tedaviyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir, bu nedenle böyle bir olasılık için çocuk doktorunuzla konuyu tartışınız.</p>
<p>Besin formülü alerjisi: Eğer bebeğiniz yemeklerden sonra özellikle mızmız ve huysuz ise, besinden alerji kapıyor olabilir ya da eğer ki emziriyorsanız bebeğiniz ana diyetindeki süte karşı alerjik reaksiyon gösteriyor olabilir (süt ve bunun gibi ürünler en çok görülen sorun yaratıclardır. ) Diğer bulgular; yanaklarında kırmızı isilik, makatlarında ortaya çıkan kırmızılık gibi unsurlar içermektedir. Eğer bebeğinizin uykusuz gecelerinin altında yatan faktörün yiyecek alerjisi olduğundan şüpheleniyorsanız, besin düzenini değiştirin ya da doktorunuzun ya da beslenme uzmanınızın tavsiyesiyle sorunlu yiyecekleri bebeğinizin diyetinden çıkarın.</p>
<p>Hava alerjisi: Bebeğinizin uyuduğu ortamdaki herhangi birşeye olan alerjisi burnunun tıkanmasına ve kulak zarının arkasında akışkan bir sıvının oluşmasına neden olabilir. Eğer bebeğiniz düzenli olarak tıkalı bir burunla uyanıyorsa, bebeğinizin uyuduğu ortam için mümkün olduğu kadar toza dayanıklı bir ortam yaratın. Doldurulmuş hayvanlar ve tüylü oyuncaklar çok bilinen toz toplayıcılar ve toz alerjisinin kaynaklarıdır. Bu tür oyuncaklar da düzenli olarak temizlenmeli ya da ortadan kaldırılmalıdır.</p>
<p>Ağlamak bir iletişimdir.<br />
En iyi arkadaşlarınız ya da yakınlarınız size bebeğinizi bağırmaya terketmenizi söyleyebilirler. Bunu asla yapmayınız. Bebeğinizin gece uyanmasına neden olabilecek olasılıkları aramaya devam ediniz. En sonunda hepinizin iyi bir şekilde uyumasını sağlayacak doğru düzenlemeyi, dieti, uyuma pozisyonunu ve ortamı bulacaksınız.</p>
<p>alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=239</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğiniz Neden Ağlar?</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=238</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=238#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 15:38:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bebekler Neden Ağlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[Bebekler eve gelip rahatça yerleştikten sonra gerçek yüzlerini göstermede tereddüt etmezler. Bütün bebekler biraz ağlar, ama bazıları bu olayı abartmayı severler! Ağlama bebeklerin tek iletişim kurma biçimidir. Buna ilk bebek konuşması demek mümkün. Bebeğiniz aç mı, uykusuz mu, rahatsız mi olduğunu ancak ağladığında anlayabilirsiniz. Şu anda imkansız görünse de daha sonra bebeğinizin farklı ağlamalarını çözmeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler eve gelip rahatça yerleştikten sonra gerçek yüzlerini göstermede tereddüt etmezler. Bütün bebekler biraz ağlar, ama bazıları bu olayı abartmayı severler! Ağlama bebeklerin tek iletişim kurma biçimidir. Buna ilk bebek konuşması demek mümkün. Bebeğiniz aç mı, uykusuz mu, rahatsız mi olduğunu ancak ağladığında anlayabilirsiniz. Şu anda imkansız görünse de daha sonra bebeğinizin farklı ağlamalarını çözmeyi öğreneceksiniz. Bazı ağlamalar ise temel ihtiyaçlardan kaynaklanmaz. Her beş bebekten dördü günde 15 dakika-1 saat arası nedensiz bir şekilde ağlar.Bu ağlamalar kolik ağlamalarında olduğu gibi genelde akşamları olur. Bunun nedeni bebeğin etrafındaki koşuşturmanın akşam saatlerinde artması olabilir. Baba eve gelişiyle yemek hazırlıkları başlar, daha büyük çocuklar varsa onlar ilgi bekler ve bütün bu hengame bebeğin kaldırabileceğinden fazladır. Ya da gün boyunca değişik görüntüler, sesler, kokular ve çevresindeki uyaranlarla meşgul olan bebek akşam ağlayarak günün yorgunluğunu atmaya çalışıyordur. Onun yapabileceği tek şey ağlamak! Başka çaresi yok ki! Bazı mutlu bebekler yorgunluktan veya uyumaya çalışırken ağlarlar. Eğer bebeğiniz her uykudan önce beş on dakika ağlıyorsa bunu dert etmeyin. Bebeğiniz kendiliğinden bu alışkanlığından vazgeçecektir. Bebeğe gün boyunca daha fazla dinlenme zamanı tanınması geceleri yorgun olmasını azaltacaktır. Genelde bebeklerin ağlaması üç aylık olduktan sonra azalır. Kendini ifade etmeye ve siz onu daha iyi anlamaya başladıkça hem daha az hem daha kısa sürelerle ağlayacaktır.</p>
<p>Daha önce pek ağlamayan bebekte görülen ani ağlama krizi diş çıkmasına veya hastalığa işaret edebilir. Bebeğinizin hasta olduğuna işaret edebilecek başka bir belirti olup olmadığını kontrol edin ve yolunda gitmeyen birşey varsa doktorunuzu arayın.</p>
<p>Ağlayan bebeği yatıştırmak:</p>
<p>Bebeğin ağlaması ile ilgili en önemli nokta, ona hemen ve telaşsızca yanıt vermenizdir; kendi halinde ağlamaya bırakırsanız daha da hırçınlaşır ve ağlaması yoğunlaşır. İşte size ağlayan bebeğinizi yatıştıracak yedi yol:</p>
<p>*</p>
<p>Onu besleyin. İlk aylarda ağlamanın başlıca nedeni açlıktır. Bu nedenle meme ya da biberonla beslemeniz (gece gündüz durmadan beslemeniz gerekse bile) onu yatıştıracaktır.</p>
<p>*</p>
<p>Kucağınıza alın. Özellikle ilk aylarda yalnız kucağınıza almak bile onu yatıştırabilir. Gerek duyduğu sevgi dolu bir dokunuş olabilir. Başını omzunuza yaslayarak ya da yüzü yere bakacak şekilde kucağınıza aldığınızda sakinleşiyorsa ağlama nedeni gaz da olabilir.</p>
<p>*</p>
<p>Kucağınızda sallayın. Ritmik hareketler bebeği yatıştırır. Yakın çevrede çıkacağınız kısa bir gezintinin sarsıntıları da bebeğin sakinleşmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>*</p>
<p>Bebeğinizi bir şal ya da battaniye ye sarın. Onun kendini güvende hissetmesini sağlayın (tabii sıcak havalarda değil).</p>
<p>*</p>
<p>Karnını yada sırtını sıvazlayıp hafif hafif vurun. Böylece gazı varsa onu çıkarmasına yardımcı olursunuz.</p>
<p>*</p>
<p>Emmesi için bir şey verin. Hemen hemen bütün bebekler emmeye başlayınca ağlamayı bırakırlar.</p>
<p>*</p>
<p>Dikkatini dağıtın. Bakacağı ilginç bir şey bazen bebeğinize neden ağladığını unutturabilir. Aklınızda olsun parlak ve renkli şeyler bebeklerin ilgisini özellikle çeker.</p>
<p>alıntı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=238</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Gaz Sancıları</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=237</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=237#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 15:29:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne ve Çocuk Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[Gaz sancıları olmasaydı; bebekleri büyütmek, sanırım, çok daha kolay ve keyif verici olurdu. Saatlerce süren, bitip bitip tekrar başlayan, yırtınırcasına ağlayan bebeklerin bu durumuna dayanabilmek, hele hele gencecik, deneyimsiz bir anne için çok zor olsa gerektir. Ancak annelerin unutmaması gereken bir nokta da; bugüne kadar gaz sancısı nedeniyle zarar görmüş bir bebeğin görülmemiş olmasıdır. Burada [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gaz sancıları olmasaydı; bebekleri büyütmek, sanırım, çok daha kolay ve keyif verici olurdu. Saatlerce süren, bitip bitip tekrar başlayan, yırtınırcasına ağlayan bebeklerin bu durumuna dayanabilmek, hele hele gencecik, deneyimsiz bir anne için çok zor olsa gerektir. Ancak annelerin unutmaması gereken bir nokta da; bugüne kadar gaz sancısı nedeniyle zarar görmüş bir bebeğin görülmemiş olmasıdır. Burada hemen söylemem gerekir ki; bebeklik dönemindeki ağlamaların hepsinin nedeni de gaz sancıları değildir.</p>
<p>Bunlar</p>
<p>*</p>
<p>Açlık</p>
<p>*</p>
<p>Diş çıkarma</p>
<p>*</p>
<p>Kulak ağrısı</p>
<p>*</p>
<p>İshal</p>
<p>*</p>
<p>Başka sebeplerle oluşan barsak spazmları</p>
<p>*</p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonları</p>
<p>*</p>
<p>Popo (anüs) çevresindeki yara ve çatlaklar</p>
<p>*</p>
<p>Pişik</p>
<p>*</p>
<p>Pamukçuk</p>
<p>*</p>
<p>Gizli veya belirgin fıtıklar</p>
<p>*</p>
<p>Ağız ve dişeti sorunları</p>
<p>*</p>
<p>Vücudun herhangi bir yerindeki kırıklar</p>
<p>*</p>
<p>Bazı sinirsel hastalıklara eşlik eden ağlama tipleri&#8230;</p>
<p>Bunları ayırt etmek için mutlaka çocuk hekiminize danışmanız gereklidir.</p>
<p>Gaz sancıları; zarar verici olmayan, belli bir süre ile sınırlı fizyolojik bir olay olduğuna göre belirgin bir tedavisinin olması da beklenemez. Bu durumda kesin tedavi etmekten çok gazı azaltıcı bir takım önlemler ve davranış biçimleri içine girmemiz gerekmektedir:</p>
<p>Öncelikle bebeğin gaz sancısı dışındaki herhangi bir sebepten dolayı ağlamadığını tespit etmemiz gereklidir. En çok karıştığı durum olan AÇLIK&#8217;tan ağlayıp ağlamadığını saptamak kolaydır. Anne sütünü verdiğinizde susuyorsa sebep açlıktır. Yok eğer susmuyorsa her ağladığında inatla anne sütü veya mama veriliyorsa, sırf bu yüzden gaz sancısı daha da artabilir. Sık sık ve düzensiz beslenen çocukların gaz sancıları daha da artabilir. Hele hele erken dönemde başlanan ek gıdalar bu tabloyu iyice dramatikleştirir.</p>
<p>Bebeklere şekerli su verilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılarak verilmesi, çok erken aylarda nişastalı gıdalara başlanması, meyva ve meyva sularının gereğinden çok verilmesi veya meyvaların olgunlaşmamış olması da gazı artırır.</p>
<p>Gereğinden fazla su içirilen veya tam tersi yeterince su verilmeyen bebeklerde de gaz fazla olur.</p>
<p>Uzun süre açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü yiyecekler), iyi temizlenmemiş şişe-kaşık ve emzikler, uzun süre kapağı kapatılmamış şuruplar (vitaminler, antibiyotikler, ateş düşürücü-ağrı kesiciler) de basit mikrobik kirlenmeler nedeniyle gaz yapabilirler.</p>
<p>Altının uzun süre ıslak bırakılması, bulunduğu ortamın aşırı sıcak veya soğuk olması, uzun süre aynı konumda yatırılması da gazı artırabilir.</p>
<p>Bebeğin kundaklanması, hareket kaabiliyetini sınırlayan kuşaklarla sarılması da gazı artırabilir.</p>
<p>Annenin beslenmesinin gaz oluşumundaki rolü sanıldığı kadar belirgin değildir.</p>
<p>Anne ve babanın sakin, hoşgörülü ve sevecen olması çok önemlidir.</p>
<p>GAZLI BEBEKTE NELER YAPILABİLİR?</p>
<p>Anne ve babanın sakin olması, bebeğe şefkatle ve güvenle yaklaşması</p>
<p>Aşırı sıcak veya soğuk ortam oluşturulmamalı,</p>
<p>Dar ve sıkıcı veya üst üste giysiler giydirilmemeli,</p>
<p>Besinler hazırlanırken hijyen (temizlik) kurallarına uyulmalı,</p>
<p>Bebekler hep aynı pozisyonda yatırılmamalı, yan olarak veya karın üstü yatırılmalı (karın üstü yatırılırken bir kişinin bebeğin yanından ayrılmaması gerekiyor),</p>
<p>Karnına ve ayaklarına ılık bezler konulmalı,</p>
<p>Her beslenmeden sonra en az yarım saat ve en az iki kere &#8220;Gark&#8221; edene kadar gazı çıkartılmalı,</p>
<p>Bebeğe okşayarak ve severek güzel sözler söylenmeli,</p>
<p>Sinirsiz olduğu bir zamanda bebeğe uygun masaj yapılmalı,</p>
<p>Gereğinden fazla emdirilmemeli, gereksiz yere ek besinler verilmemeli,</p>
<p>Rezene çayı ve anason verilebilir.</p>
<p>Doktorunuza görünmeli ve onun önerilerine uymalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=237</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Özgüven nasıl gelişir</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=236</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=236#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 14:42:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Özgüven Nasıl Gelişir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuzun hayatta başarılı olmasının ön koşullarından biri kendine güvenli bir birey olarak yetişmesidir. Oysa kızgınlık anında söylenen sözler, verilen olumsuz tepkiler özgüven gelişimini engeller. Çocuklar okul çağına geldiklerinde özsaygı duygusu da gelişmiş olur. Özsaygısı gelişmiş bir çocuk yeni şeyler denemek, arkadaş edinmek ve genel anlamda başarılı olmak için özgüvene sahip olur. Özsaygısı fazla gelişmemiş bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğunuzun hayatta başarılı olmasının ön koşullarından biri kendine güvenli bir birey olarak yetişmesidir. Oysa kızgınlık anında söylenen sözler, verilen olumsuz tepkiler özgüven gelişimini engeller. Çocuklar okul çağına geldiklerinde özsaygı duygusu da gelişmiş olur. Özsaygısı gelişmiş bir çocuk yeni şeyler denemek, arkadaş edinmek ve genel anlamda başarılı olmak için özgüvene sahip olur. Özsaygısı fazla gelişmemiş bir çocuksa bu alanlarda zorluk çeker ve daha çok yardıma ihtiyaç duyar. Çocuğunuza nasıl güven aşılayabilirsiniz? Çocuğunuzun kendine güven duygusu geliştirmesinde size büyük görev düşüyor. Bunun çocuğunuzun tüm hayatını etkileyeceğini düşünerek şu ipuçlarından faydalanabilirsiniz: Çocuğunuza inanın ve bunu gösterin. Kendisinin değerli ve herkesçe sevilebilecek biri olduğunu anlamasını sağlayın. Onu övün ve olumlu davranışlarına olumlu tepkiler verin. Çocuğunuz değerini ve başarılarını sizin onun hakkında ne düşündüğünüzle ölçer. &#8220;Aferin, bu zor bir işti ve sen bunu başardın.&#8221; gibi sözler genç kulaklara müzik gibi gelir. Ayrıca çocuğunuzla konuşurken hata yapmanın normal olduğunu, herkesin hata yapabileceğiniz ve bunun büyümenin bir parçası olduğunu da söyleyin. Fazla eleştirel olmaktan kaçının. Bu, özgüvene zarar verir.Onu dinlediğinizi belli edin. Çocuğunuzun anlattıklarını dikkatle dinleyin, anladığınızdan emin olmak için duyduklarınızı tekrarlayın ve çocuğunuzun anlatmaya devam etmesini sağlamak için olumlu tepkiler verin.</p>
<p>Çocuğunuzun duygularını anladığınızı gösterin ve onun bu duyguları sözel olarak ifade etmesine yardımcı olun.</p>
<p>Davranışları eleştirin, çocuğunuzu değil. Bu tuzağa düşmek çok kolaydır ama çok fazla eleştiri, çocuğunuzun kendisini kötü biri olarak görmesine ve kendi aptallığı ya da yaramazlığı nedeniyle kötü şeylere sebep olduğunu düşünmesine yol açar. Eğer bu uzun süre devam ederse, çocuğa büyük ölçüde zarar verir. Kızdığınız şeyin yapılan bir haraket ya da sevmediğiniz bir davranış olduğu konusunda net olun ve çocuğun bunu anlamasını sağlayın.</p>
<p>Çocuğunuzun güçlü olduğu yanlarına odaklanın, zayıf olduklarına değil.</p>
<p>Size sıkıcı gelse bile, çocuğunuzun ilgi alanlarına saygı duyun. Arkadaşlarıyla ve okulda yaptıklarıya samimi bir şekilde ilgilenin. Dinlediğinizi göstermek için yorum yapın.</p>
<p>Çocuğunuzun samimi olarak yansıttığı korku ve güvensizlikleri kabul edin. Bunlar size önemsiz görünebilir ama bşr kenara atmayın. Çocuğunuz matematiği yapamadığını söylediğinde, &#8220;Saçmalama&#8221; ya da &#8220;O zaman çalışmaya başlasan iyi olacak.&#8221; gibi şeyler yerine &#8220;Matematik zor geliyor olabilir, sana nasıl yardımcı olabilirim?&#8221; demeye gayret edin.</p>
<p>Bağımsız olması konusunda destek verin. Çocuğunuzu yeni şeyler denemesi için yüreklendirin. Bir işi başarmak özgüvenini arttırır ve bazen de yaptığı hatalar sayesinde yepyeni şeyler öğrenir.</p>
<p>Çocuğunuzla beraber gülün, ona karşı değil.</p>
<p>Çocuğunuzun başarılarına odaklanın. Bu yüzme, müzik, resim ya da başka şeyler olabilir. Hatalarına, başarısızlıklarına odaklanmayın.</p>
<p>Çocuğunuz yetersiz olduğu alanların ve neleri yapamayacağının gayet farkındadır. Eğer sürekli bu alanlara dikkati çeker, ya da çocuğunuzu eleştirirseniz özgüven ortadan kalkar. Bunun yerine çocuğunuzu doğru yaptıkları için övün ve ona destek vererek motive edin. Yanlış yaptığında ise onu değil, yaptığı davranışı eleştirin.</p>
<p>Kızgınlık anında insan düşünmeden konuşabilir. &#8220;Saçmalama, aptallaşma, amma da beceriksizsin.&#8221; gibi olumsuz cümleler sarfedebilir. Oysa çocuğunuz bunları ciddiye alır. Bu da özgüveninin gelişimini olumsuz etkiler. Hatta kendiniz hakkında söylediğiniz olumsuz şeyler bile çocuğunuzun güvenini etkileyebilir; çünkü çocuklar yetişkinleri taklit etme eğilimindedir. &#8220;İşte bir dakika daha duramayacağım.&#8221;, &#8220;Artık bu baskıya dayanamıyorum&#8221; gibi sözler, çocuğunuzda sizin hayatın zorluklarıyla başedemeyeceğinize dair bir düşünce uyandırarak gene özgüvenini etkileyebilir. Bu nedenle konuşmadan önce iyice düşünün ve sözcüklerinizi dikkatli seçin.</p>
<p>Aşağıdakilerin hepsi çocuğunuzun güveninş olumsuz etkileyebilir:</p>
<p>Ona onu sevmediğinizi seöylemeniz<br />
&#8220;Aptal&#8221; gibi sözcükler kullanarak sürekli eleştirmeniz<br />
Hiç doğmamış olmasını dilemeniz<br />
Onu aşağılamanız ve ona isimler takmanız<br />
Çocuğunuzun yaptıkları ve hissettikleriyle sürekli dalga geçmeniz<br />
Acımasız sataşmalar ve iğneleyici konuşmalar<br />
Sürekli şikayet etmek<br />
Öfkeli bir şekilde bağırmak, küfretmek.</p>
<p>Özür dilemeyi bilin<br />
Hiçbirimiz aziz değiliz ve bazen sonradan pişman olacağımız şeyler yapabilir ya da söyleyebiliriz. Eğer böyle bir durum olursa, en iyisi bunu hemen o anda çocuğunuza itiraf etmeniz ve &#8220;Bunu asla söylememeliydim. Kırıcı davrandım ama amacım bu değildi. Sadece bugün çok yorgunum.&#8221; diyerek ona sarılmanız ve onunla barışmanızdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=236</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tuvalet Eğitimi Dönemi ve Sorunları</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=235</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=235#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 13:54:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tuvalet Terbiyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[12 -36, Aylar arasındaki dönemdir. Bu dönem de, artık çocuğun kendi ayakları üzerinde şöyle bir durmasıyla, yürümeye başlamasıyla birlikte, yavaş yavaş &#8220;ortak yaşam &#8220;ya da “sembiyotik yaşam” dediğimiz süreç çözülmeye başlar, Artık çocuk kendi kendine kullanabileceği birtakım yetenekleri keşfetmiştir. Bu keşifle birlikte çocukta sonsuz bir merak başlar: merak ve karıştırıcılık, Her şeye &#8220;benim&#8221; diyerek atılır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 -36, Aylar arasındaki dönemdir. Bu dönem de, artık çocuğun kendi ayakları üzerinde şöyle bir durmasıyla, yürümeye başlamasıyla birlikte, yavaş yavaş &#8220;ortak yaşam &#8220;ya da “sembiyotik yaşam” dediğimiz süreç çözülmeye başlar, Artık çocuk kendi kendine kullanabileceği birtakım yetenekleri keşfetmiştir. Bu keşifle birlikte çocukta sonsuz bir merak başlar: merak ve karıştırıcılık, Her şeye &#8220;benim&#8221; diyerek atılır. Dünyanın merkezinin kendisi olduğunu düşündüğü çağdır bu.</p>
<p>Her şeyi eller, karıştırır, her yere çıkar, her yerden iner. Onun için tehlike söz konusu değildir. Bütün öğrenebilecekleri denemek, algılamak ve uygulayarak kendisine katmak ister.<br />
Doğaldır ki, bu arada özgürlüğünün sınırlarını da zorlamaktadır çocuk. Bu döneme “özerklik dönemi” diyoruz, yani her şey çocuğun kendisinin elindedir ve böyle olmasını ister. O yüzden de anne ile sürtüşmenin başladığı bir dönemdir. Sonsuz bir merak içinde özgürlüğünün tadını çıkarmak için yola çıkmıştır o. Anne ise durdurmak, sınırlamak için beklemektedir. “Dur, yapma, gitme, alma, çıkma, elleme&#8221; şeklinde engellerle onun ardındadır. Bunun sonucu çocukta, anneye karşı, anneye yönelik duygularında bir çatışma ortaya çıkar. Bu dönem çocuğu bir yandan anneye bağımlıdır, ondan tümüyle kopmamıştır, gereksinim duymaktadır; Bir yandan da onun dediklerini yapmama, kendi sınırlarını anneye tanıtma konusunda anneyle kıyasıya bir şavaşım içindedir. Bu özerklik savaşımı kendini anneyle çocuk arasında belirgin olarak kendini üç alanda gösterir:</p>
<p>Tuvalet eğitimi, beslenme ve uyku alanları.</p>
<p>Bu döneme &#8221; anal dönem &#8220;, &#8220;tuvalet eğitimi dönemi&#8221; de denilmektedir. Bu önemde artık ağız bölgesi önemini yitirmiş, anal bölge özellik kazanmıştır. Bu yaşlarda çocuk için kakası ya da çişi, annesiyle girdiği savaşta çok etkin araçlardır. Bunları istediği yere, kendi istediği zaman yapacaktır; sınır tanımak istemeyecektir. Oysa, bu dönemde anne de ona tuvalet eğitimini vermeye çalıştığı için yer, zaman belirleme konusunda anneyle çocuk arasında bir sürtüşme ortaya çıkmaktadır. Yine uyku alanında; anne çocuğu belirli saatlerde yatırmak ister, çocuk ise uyumamakta, daha fazla uyanık kalarak dünyayı daha fazla tanımak istemektedir. Beslenme alanında da çocuk, bu özerklik duygusu ile hem yemeklerini kendi yemek, hem de bulaştıra, bulaştıra, ortalığa döküp saçarak yüzünü batırarak ve tadını çıkararak yemek ister, Anne bu kez de temizlik, düzen konusunda ona bir şeyler öğretmek ister; çocuğun doyduğundan tam emin olmak ister. Böylece, o bulaştırdıkça anne alacak ve aralarında yine bir gerginlik ortaya çıkacaktır,</p>
<p>Bu dönemde çocuğu tümüyle boş mu bırakalım, yoksa çok mu dizginleyelim ? Bu dönem çocuğu hiç sınır tanımak istemez, biz de onu sınırsızlığa bırakırsak bunun sonuçları ne olur? Bu dönemde çocuklar hiç sınırla tanışmadıklarında; engellendiğinde öfke nöbetleri geçiren, kural tanımaz, bencil, saldırgan bir isteği engellendiğinde yere yatıp tepinen, başını duvarlara vuran çocuklar olarak geliştirirler. Vurucu, kırıcı olurlar. Çişini kakasını nereye, nasıl yapacağını öğrenemeyen çocuklar kakayla, çişle dolaşırlar; bundan dolayı hiçbir kaygı duymazlar, yer ve zaman tanımazlar. Bir diğer uçta, engeller yersiz ve aşırı olduğunda, çocuğun doğasına uymayan engeller konulduğunda neler ortaya çıkar?</p>
<p>Bu dönemde dağıtıcı, meraklı, hareketli, karıştırıcı, özellikler gösteren çocuk fazlaca kısıtlanıp bu nitelikleri bastırılırsa; aşırı uysal ,edilgin, kuralcı olabilir; çocukta aşırı titizlik, düzen düşkünlüğü gelişebilir.</p>
<p>Tuvalet eğitimine çocuk fizyolojik ve ruhsal açıdan hazır olmadan başlandığında ya da aşırı baskıcı, esnekliğe, eğitimin başlangıcındaki küçük kaçırmalara bile izin vermenin bir tuvalet eğitimi ile çocuk ele alındığında; bu dönemde aşırı baskı ve denetim sonucu tuvalet eğitimi kazanılsa bile çocuk daha sonraki yaşlarda herhangi bir stres etmeni ile karşılaştığında çiş ya da kaka kaçırma ( enürezis , enkoprezis ) belirtileri ile birlikte tuvalet eğitimi dönemi içinde çözümlenmemiş olan süreç yeniden gündeme gelir.</p>
<p>Öyleyse, özerklik döneminde biz çocukları nasıl ele almalıyız? Bu dönemde doğası gereği aşırı direnen, tutturan çocuğun inadına inatla karşılık vermek, inadının üstüne gitme korkutmak geçersizdir ve olumsuz sonuçlar verecektir. Tutturduğunda dikkatini başka alanlara çekmek farklı seçenekler sunmak uygun bir tutum olabilir. Tuvalet eğimi verirken sabırlı, ufak aksamalarda abartılı, titiz bir kaygılıkla tepki vermeyen, eğitimi oyunla veren ancak kararlı bir ana baba tutumunun çok yarar sağlayacağı bilinmelidir. Çocuğun çiş ya da kakasının gelmiş olacağının varsayıldığı saatlerde tuvalete götürmek, bu işlemi uygun ve belirli aralıklarda yinelemek ve haber verdiğinde ödüllendirmek yeterli olacaktır.</p>
<p>Ayrıca bu dönem çocuğu çok karıştırıcı ve tehlike bilmez olduğundan, onu tehlikelerden korumak konusunda dikkatli davranmak gerekir. Tehlikelerden korumak için çocuğu büsbütün kısıtlamayarak; uygun ortamları evin içinde rahatça oynayabileceği, döküp saçabileceği köşeleri ona sağlayabilmek yararlı olacaktır, Bu dönem çocuğun eğitiminde “özerklik dönemi&#8221; nin gelişimsel özellikleri dikkate alınarak fazla kuralcı, fazla baskılı olmayan, çocuğun kendi yetilerini tanıyıp kullanımına fırsat tanıyan ancak gerektiğinde sınırlayıcı ve değişken olmayan bir tutum izlendiğinde hem ocukla ana-baba arasındaki gerginlikler en aza indirgenmiş, hem de çocuğun dönemsel nitelikle sağlıklı bir gelişim çizgisine doğru desteklenmiş olur.</p>
<p>Bu yaş çocuklarında su oyunları, toprak ve kum oyunları, ses çıkaran, vurmalı, takmalı oyunlar, takıp çıkarmalı oyuncaklar, gerek karıştırıcılık, bulaştırıcılık, gerekse merak ve saldırganlık dürtülerini boşaltma, yönlendirme açısından uygun oyun seçenekleridir.</p>
<p>TUVALET EĞİTİMİNE HAZIR MIYIZ?<br />
Çocuğunuzun yeterli olgunluğa ulaşma sürecinin neresinde olduğunu saptamada aşağıdaki liste işinize yarayacak:</p>
<p>* Kakası düzenli, yumuşak ve şekillidir<br />
* Kilotunu kendi kendine indirip kaldırabilmektedir.<br />
* Ev halkının tuvalet/banyo hareketlerini taklit etmeye çalışmaktadır.<br />
* Kakası geldiğini bir takım fiziksel hareketlerle belli etmektedir veya söylemektedir.<br />
* Kaka ve çiş anlamına gelen kelimeleri kullanmaktadır.<br />
* Basit emirleri anlamaktadır (Örnek: Oyuncağı al vb.)<br />
* Tuvalete gitmesi gerektiğini anlatan fiziksel uyarıları anlamakta ve önceden size söylemektedir.<br />
* Kakalı bezle kalmayı sevmemekte, istememektedir.<br />
* 3-4 saatlik kuru dönemleri olmaktadır, mesane kasları idrarını tutacak kadar olgunlaşmıştır.<br />
* Herşeye olumsuz yaklaşmamaktadır.<br />
* Eşyaları yerine koyma alışkanlığını edinmeye başlamıştır.<br />
* Bağımsızlık isteğini belli etmektedir.<br />
* Yürüyebilmekte ve oturabilmektedir.</p>
<p>Doğru ve uygun malzemeyi satın alın<br />
Çocuğunuzun boyuna uygun lazımlık yada klozete uygulanabilir oturma yeri alın. En önemli özellik, çocuğun otururken ayaklarının yere değmesidir. Bu durumda bağırsak hareketleri başlayınca, yerden destek alabilir.</p>
<p>Bir rutin oluşturun<br />
Çocuğunuzu, günde bir kez giyinik olarak lazımlığa oturtun. Bu, kahvaltıdan sonra, banyodan önce yada bağırsak hareketlerinin başladığı herhangi bir zaman olabilir. Burada amacı, bebeğin, lazımlığa alışması, onu günlük rutinin bir parçası olarak görmeye başlamasıdır. Oturmak istemezse, bırakın. Sakın onu zorla lazımlığa oturtmaya çalışmayın. Hele korkmuşsa, sakın sakın zorlamayın! Bu durumda, lazımlığı bir kaç haftalığına bir kenara koyun, ardından tekrar deneyin. Oturursa iyi, ama ona neden oraya oturması gerektiğini anlatmaya çalışmayın! Unutmayın, sadece onu lazımlığa alıştırıyorsunuz ve bu iş için en uygun yer neresiyse oraya gidin; oyun odası en uygun yer olabilir!</p>
<p>Bezi çıkarın<br />
Onu lazımlığa bezini çıkartarak oturtun. Yine başlangıçta alıştırmak amacıyla! Bu aşamada bir takım açıklamalar yararlı olabilir; anne-babanın, varsa-diğer kardeşlerin ve herkesin bu işi yaptığını ona anlatın. Soyunup tuvalete girmenin erişkince bir davranış olduğunu anlatmaya çalışın ona. Bu davranış işe yarar ve etki gösterirse iyi. Olumsuzluk durumunda unutmayın. Hazır olana ve kendi kendine tuvalete oturmaya ilgi gösterene kadar bekleyin!</p>
<p>Süreci açıklayın<br />
Çocuğa bağırsak hareketlerinin nereye gideceğini anlatın. Bezine kaka yaptığı zaman, onu lazımlığa oturtun, bezi onun gözü önünde lazımlık içine boşaltın. Bu durum, onun oturma ve kaka üretme arasındaki ilişkiyi anlamasına yardım edecektir. Lazımlığı tuvalete döktükten sonra sifonu ona çektirin -korkuyorsa yapmayın- kakanın nereye gittiğini görsün. Kakadan sonra giyinmeyi ve ellerini yıkamayı öğretin.</p>
<p>Bağımsızca hareket etmeye teşvik edin<br />
Sıkıştığı zaman lazımlığı kullanması konusunda ona cesaret verin. Ne zaman isterse sizden yardım göreceği konusunda da emin olmasını sağlayın. Ara ara bezini çıkararak kilotla dolaşmasına izin verin. Bu sırada lazımlık gözönünde olsun, ona ne zaman isterse oturabileceğini söyleyin ve bunu sık sık hatırlatın.</p>
<p>Alt bezinden kilota geçin<br />
Eğitim bu aşamaya gelince, kalın bir kumaştan yapılmış yada tek kullanımlık kilotlar giydirin. Bezden olanlar genellikle çocuğun çişini farketmesi nedeniyle daha çok işe yarar. Tek kullanımlık olanları dışarı çıkarken kullanın. Önce bir kaç saatle başlayın. Geceleri alt bezine devam edin. Yavaş yavaş büyük çocuk kilotuna geçme vakti geliyor.<br />
Geri dönüşlere hoşgörüyle yaklaşın<br />
Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara ara altına kaçıracaktır. Ona kızmayın, cezalandırmayın. Kaslarını kullanmayı öğrenirken bu durum olağandır ve biraz zaman alabilir. Bir kaza durumunda altını temizlerken, bir dahaki sefere lazımlığı kullanmasını ona hatırlatın.<br />
Gece eğitimine başlayın<br />
Gündüz sorunu tamamen çözülse bile, gece kontrolü aylar, bazen yıllar sonraya kalabilir. Hemen alt bezini atmaya kalkmayın. Bez bağlamanıza itiraz ediyorsa, çarşafın altına naylon bir örtü sermeniz temizliği kolaylaştıracaktır. Bu yaşta vücudu tuvalete gitmek için, uyanmak için gereken olgunluğa henüz ulaşmamıştır. Bu aşamada, akşamları sıvı alımını azaltmanız, kuru gecelerin sayısını artıracaktır. Gece çişi gelir ve uyanırsa, size seslenebileceğini ona hatırlatın. Lazımlığını yatağının hemen yanına koymanız da yararlı olabilir.</p>
<p>İşte bu kadar<br />
İnanın tüm bunlar çocuğunuz hazır olunca gerçekleşecektir. Hazır olana kadar beklemeniz, hem onun, hem de sizin işinizi kolaylaştıracaktır. Bir sonraki bebeğe kadar artık rahatsınız.</p>
<p>Altını Islatma<br />
Normal gelişmekte olan bir çocuğun 4-5 yaşlarından sonra altını ıslatmasına “enuresiz” denir. Altını ıslatma erken çocukluktan beri devam ediyorsa, bu arada çocuğun kuru kaldığı uzunca bir dönem varsa, buna “primer enuresiz”, altını ıslatmadığı uzunca bir dönemden sonra yeniden ıslatmaya başlamışsa, buna da “sekonder enuresiz” denir. Görülen vakaların %80’i birinci tiptedir. Altını ıslatma ilköğretime başlama çağındaki çocuklarda %10-12 gibi oldukça yüksektir. 5-14 yaş arası ise %6 oranında görülmektedir. Genellikle erkek çocuklarda, kızlara göre biraz daha fazla görülür. Altını ıslatma bazı vakalarda hemen her gece, hatta gecede birkaç defa, bazılarında ise birkaç gecede bir olabilir. Bir çok vakada yaşın ilerlemesiyle önce seyrelme, sonra kendiliğinden düzelme olur.<br />
Yatağa işeyen çocukların hepsi uyumsuz çocuklar sayılamazlar. Çocuğun belli bir dönem tuvalet eğitimi almasına rağmen daha sonradan bu kontrolün kaybolmasıdır. Bu tipte stres faktörü etkili olmaktadır. Bu nedenle sonradan altını ıslatan çocuklarda muhakkak ek psikiyatrik sorunlar gözden geçirilmelidir Altını ıslatma erkek çocuklarda kızlardan daha fazla görülmektedir. Sonradan altını ıslatan çocuklarda psikiyatrik sorunlar dikkaate alınmalıdır.<br />
Altını ıslatmanın nedenleri genellikle bedensel (organik) ve psikolojik olmak üzere iki grupta toplanmaktadır.Bedensel nedenler daha çok tıp uzmanlarını ilgilendirmektedir. Bunlara göre:<br />
• Böbrek ve idrar yollarındaki rahatsızlıklar ve iltihaplanmalar<br />
• Tirod ve hipofiz bezinin yetersiz çalışması<br />
• Gece gelen epilepsi (sara) nöbetleri,<br />
• Sinir sisteminin gelişimini engelleyen nörolojik bozukluklar,<br />
• Ağır uyku<br />
• Kalıtıma bağlı yapısal yatkınlık gibi durumlar alt ıslatmanın bedensel nedenleridir. Geri kalan büyük çoğunlukta ise psikolojik nedenlere bağlıdır.<br />
• Şiddetli heyecanlar,korkular okula başlama nedeniyle anneden kopma gibi duygusal şoklar,<br />
• Bir kardeşin doğumu ile oluşan gerileme tepkisi,<br />
• Ana- baba geçimsizliği,<br />
• Ailede aşırı ve yetersiz ilgi görme,<br />
• Tuvalet eğitimindeki yanlış tutumlar,<br />
• Cinsel haz sağlama.Özellikle küçük yaşlarda annenin altını temizlemesinden hoşlanma duygusu.İleri yaşlarda ise mastürbasyona benzer bir istek,<br />
• Çocuk ve anne arasındaki gergin ilişkiler sonucu bilinç altı kin ve düşmanlığın yansıması</p>
<p>Altını Kirletme (dışkı kaçırma)<br />
Gece ve gündüz olabilir. Dört yaşından sonra tuvalet kontrolü sağlanmamışsa ve en az ayda bir kez tekrarlanıyorsa bu problemden bahsedebiliriz. Genelde sindirim sistemi rahatsızlıkları neden olabilir. Çocuğun altına bez bağlamak, çocuğun bu yaşına uygun olmayan davranışı karşısında sessiz kalmak, aşırı cezalandırma yoluna gitmek, çocuğun probleminin artmasına neden olur. Psikiyatrik tedavi gerekir. Altını kirletme ve altını ıslatma problemlerinde çocukta mevcut olabilecek problemlerin ele alınarak halledilmesi gerekir. Bu türlü problemler, daha ciddi başka problemlerin habercisi olabilir. Bu nedenle anne baba bu hususu küçümsememelidirler.<br />
Motivasyon Teknikleri<br />
Kayıt tutma ve ödüllendirme: Altını işeme tedavisinde takvim tutma vb. teknikleri de hem çocuğun motivasyonunu artırıcı hem de sorumluluk vericidir.Çocuk ıslak ve kuru geceleri bir takvim üzerine işaretler.Yazma bilmiyorsa yağmur resmi ile bilenler yazı ile belirtebilirler. Bu işaretler kesinlikle çocuk tarafından konulmalıdır. Haftalık kontrollerle kuru günler çoksa ödüllendirilir. Ödüller, onun istediği bir oyun oynayarak vb) Duygusal içerikli ödüller (aferin veya kucaklama, başını okşama, başarısını abartma), somut ödüller: oyuncak alma gibi.<br />
Sıvı kısıtlanması ve gece uyandırma:Akşam yemeğinden sonra sıvı: kola, karpuz vb. kısıtlaması, uykuda idrar miktarını azaltabilir.Sıvı kısıtlamasında sorumluluk çocuğa verilmeli, konunun yeni odağı haline gelmesi engellenmelidir.Çocuk yatarken mutlaka tuvalete gitmeli ve yattığında tuvalet için kendi kendini koşullandırmalıdır.Çocuklar uyuduktan 1-1,5 saat sonra uyandırılıp tuvalete gitmesi sağlanmalıdır</p>
<p> Anal dönemde olan çocuklarda tuvalet eğitimi esnasında ebeveynlerin baskıcı tutumları çocuklarının aşırı titiz ve obsesif erişkinler olmalarına yol açabilir.<br />
 Kız çocuklarının tuvalet alışkanlığını edinmeleri genellikle erkek çocuklarına oranla daha erken gerçekleşmektedir. Kızlar ortalama 3 yaşında, erkeklerde kızlardan 3 ay sonra tuvalet alışkanlığını edinirler.<br />
 Kız çocuklarında tuvalet sonrası temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir. Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.<br />
 Altını ıslatma problemi yaşayan çocukların % 50’sinde “geniz eti” olduğu saptanmıştır. “Geniz etlerinin” solunum yollarını tıkayarak uyku bozukluklarına, gece altını ıslatmaya ve horlamaya yol açabileceği söylenmektedir.<br />
 Tuvalet eğitimi başlangıcı için lazımlık tercih edilmelidir. Ayakları böylece yere dayanan çocuk oradan güç alarak bağırsak hareketlerini kontrolde zorlanmayacaktır.</p>
<p>Hazırlayan: Prof. Dr. Bahar Gökler<br />
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi<br />
Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı</p>
<p>alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=235</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hamile kalmadan önce bunları yapın</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=234</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=234#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 13:25:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğin doğum öncesi gelişiminde geçireceği en hayati aşama anne adayının hamile olduğunu fark etmeden önce oluşuyor.
Bu erken aşamada son derece bilinçli davranılması öneriliyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, anne adayının henüz hamile kalmadan önce alacağı bazı önlemlerin, bebeği bazı enfeksiyonlardan, hastalıklardan, besin eksikliklerinden ve çevresel hasarlardan koruduğunu söyledi.
Op. Dr. Gökmen İyigün, kadınların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebeğin doğum öncesi gelişiminde geçireceği en hayati aşama anne adayının hamile olduğunu fark etmeden önce oluşuyor.</p>
<p>Bu erken aşamada son derece bilinçli davranılması öneriliyor.</p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, anne adayının henüz hamile kalmadan önce alacağı bazı önlemlerin, bebeği bazı enfeksiyonlardan, hastalıklardan, besin eksikliklerinden ve çevresel hasarlardan koruduğunu söyledi.</p>
<p>Op. Dr. Gökmen İyigün, kadınların hamile kalmadan birkaç ay önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeleri gerektiğini anlattı:</p>
<p>“Kadının hamile kalmadan birkaç ay önce doktor kontrolünden geçmesi son derece faydalı olacaktır.</p>
<p>Kan grubunun kontrolü, Hepatit B ve kızamıkçık gibi hastalıkların geçirip geçirilmediğini anlamak üzere kan testi yaptırılmalıdır. Bütün hastalıklar hamilelik döneminde anne ve bebek için tehdit oluşturur.</p>
<p>Hamilelik sırasında geçirilen bazı hastalıkların (su çiçeği, kızamıkçık, hepatit gibi) anne ve bebek sağlığı üzerindeki etkisi, hastalığın hamilelik dışında geçirilmesinden daha fazladır.</p>
<p>Özellikle bebeklerde geri dönüşü olmayan sonuçlara, sakatlıklara yol açmaktadırlar ve çoğu zaman bebekler kaybedilmektedir.”</p>
<p><font color="#ff0000">Testler önemli</font></p>
<p>Op. Dr. Gökmen İyigün, hamile kalmak isteyen ve bu amaçla doktora başvuran kadınların, bugüne kadar yaşadıkları sağlık problemleri ile ilgili olarak mutlaka doktoru bilgilendirmesi gerektiğinin de önemine dikkat çekti.</p>
<p><font color="#ff0000">Uygulanacak bazı testler ve alınacak önlemler:</font></p>
<p># Jinekolojik muayene ile özellikle rahim ve rahim ağzının değerlendirilmesi<br />
# PAP Smear testi ile rahim ağzı kanseri açısından kontrol yapılması<br />
# İdrar testi, idrar incelemesi ile idrar yolu enfeksiyonları ve böbreklerle ilgili problemlerin tespiti<br />
# Anne adayının ve eşinin kan gruplarının belirlenmesiyle kızamıkçık, sarılık, taksoplazmozis gibi hamilelik sırasında geçirildiği takdirde bebekte anormalliklere yol açabilecek enfeksiyonlara karşı bağışıklık durumunun belirlenmesi.<br />
# Kan basıncının (tansiyon) yüksek bulunması halinde hamilelik öncesinde gerekli önlemlerin alınması.<br />
# Cinsel temas yoluyla geçen klamidya, üreoplazma gibi enfeksiyonların tespit edilmesi ve düşüklere yol açabilen bu enfeksiyonlara karşı hamilelik öncesinde gerekli tedavinin yapılması.<br />
# Tiroit bezinin fonksiyonu ile ilgili problemler hamileliğin elde edilmesini ve sağlıklı bir şekilde devam etmesini engeller.</p>
<p><font color="#ff0000">Özel durumlar hamilelikte etkili</font></p>
<p>Yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi özel durumların hamileliği etkileyen unsurlar arasında yer aldığını belirten Op. Dr. İyigün, ailesinde genetik bozukluğa bağlı bir hastalığı bulunan ve 35 yaşın üzerinde olan kadınların bir genetik uzmanına başvurması gerektiğini açıkladı.</p>
<p>Op. Dr. Gökmen, kadınların sağlıklı beslenme ve kilo dengesini koruyarak vücudunu hamileliğe hazırlaması gerektiğine de dikkat çekti:</p>
<p>“Bazı hekimler hamilelikten üç ay önce başlamak üzere günde 400 mcg Folik asid (B vitamini) alınmasını önerir. Folik asid hamileliğin ilk üç ayı içinde oluşabilecek nöral tüp defekti adı verilen beyin ve omurilikteki bozuklukları önlemeye yardım eder.</p>
<p>Folik asidi içeren besinleri de bol tüketmenizde fayda vardır. Bunlar portakal suyu, yeşil lifli sebzeler, kuru ve doğal baklagillerdir.</p>
<p>Egzersiz yapmaya şimdiden başlayabilirsiniz ve hamileliğiniz süresince de çok ağır olmamak koşulu ile egzersize devam edebilirsiniz. Sigara ve alkol kullanıyorsanız bunları kesmelisiniz çünkü bebek üzerinde zararlı etkileri vardır.”</p>
<p>Hamile kalmak isteyen kadınların doktora danışmadan ilaç kullanmaması gerektiğini de belirten Op. Dr. İyigün, bir hastalığı sebebiyle ilaç kullanmak zorunda olan kadınların da kullandığı ilacı doktoruna mutlaka bildirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.webhatti.com/">www.webhatti.com</a> dan alıntıdır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=234</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hamİlelİk Ve DoĞum</title>
		<link>http://anne-bebek.net/?p=233</link>
		<comments>http://anne-bebek.net/?p=233#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 13:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anne-bebek.net/?p=233</guid>
		<description><![CDATA[ Hamilelik ve doğum hakkında A&#8217;dan z&#8217;ye tüm bilgiler
HAMİLELİK VE DOĞUM
Beş Adımda Anne Baba Olmak
Anne baba olmak veya olmaya karar vermek içgüdüsel bir davranış olduğu kadar düşünülmesi ve doğru zaman için karar verilmesi gereken bir davranıştır. Bazıları kendileri için doğru zaman olduğunu birden hissederler. Bazıları için ise bu o kadar kolay değildir. Onlar yeni bir insan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Hamilelik ve doğum hakkında A&#8217;dan z&#8217;ye tüm bilgiler</strong><br />
<strong>HAMİLELİK VE DOĞUM</strong></p>
<p><font color="#ff0000">Beş Adımda Anne Baba Olmak</font></p>
<p>Anne baba olmak veya olmaya karar vermek içgüdüsel bir davranış olduğu kadar düşünülmesi ve doğru zaman için karar verilmesi gereken bir davranıştır. Bazıları kendileri için doğru zaman olduğunu birden hissederler. Bazıları için ise bu o kadar kolay değildir. Onlar yeni bir insan ve yeni bir hayat için gerekli sorumluluğu en doğru şekilde taşıyıp taşıyamayacaklarını düşünürler.<br />
Sevmek, eğitmek, öğretmek, paylaşmak, O acı çektiğinde acı duymak, aylarca gecenin bir yarısı onun için uyanmak, sosyal hayatınıza bir süre ara vermek ya da değişiklikler yapmak&#8230;.. ne muhteşem bir şey değil mi? Ana baba olmak bize hayatı öğreten bir şey ve belki de hayatımız boyunca alacağımız en büyük sorumluluk.</p>
<p><font color="#0000ff">Adım 1:</font> İyi Arkadaş, iyi eş iyi aile olabilmek<br />
Sevgi dolu bir ilişki; çocuğunuzla paylaşacağınız ve onun en çok ihtiyaç duyacağı şey bu. Para, düzen, işiniz ve çocuğun hayatınızda yapacağı diğer tüm değişiklikler bundan sonra gelecek. Çocuğunuza karşı taşıdığınız en büyük sorumluluk ona sevgi dolu bir aile ortamı sunabilme ve onunla iyi bir arkadaşlık kurabilmenizdir.</p>
<p><font color="#0000ff">Adım 2: </font>Kendinizi daha iyi tanımalı ve kendinizi daha fazla sevmelisiniz<br />
Öncelikle kendinizi tanımalı, kendinizi sevmeli ve bu hayat yolculuğunda artık başka birine yardım etme ve yol gösterme işine hazır olduğunuzu hissetmelisiniz. En önemlisi de yeni bir hayat arkadaşı ile paylaşacağınız o sevgiyi içinizde duymalısınız.</p>
<p><font color="#0000ff">Adım 3:</font> Finansal durumunuz elverişli mi?<br />
Çocuklarımıza eşyaları değil, kendimizi ve sevgimizi sunmalıyız. Bir çocuk sahibi olabilmek ve onu büyütebilmek için finansal durumunuzun iyi olması gerekmekle birlikte, acil durumlar için yeteri kadar sevgiye sahip miyiz? Lüks bir ev, iki Cherokee jeep ve bir yat her acil durumda işe yaramayabilir.</p>
<p><font color="#0000ff">Adım 4:</font> Espri anlayışınız<br />
En önemli şey; çocuğunuz kedini diş macunu veya jöleye buladığında, aynanıza rujunuzla yazılar yazdığında, halılarınıza, koltuk takımlarınıza yepyeni desenler<br />
eklediğinde buna gülebilmektir. İnanın böyle durumlarla sık karşılaşacaksınız ve böyle zamanlarda espri anlayışınız dışında hiç bir şey size yardım edemez.</p>
<p><font color="#0000ff">Adım 5: </font>Dört evetiniz varsa artık hazırsınız!<br />
Yu karıdaki dört yaklaşıma da tamam cevabı veriyor başınıza gelecekleri varoluşun değişmez kuralları olarak görebiliyorsanız, beklemenize gerek yok. “Just do it!* Tüm bunları sizinle paylaştıktan sonra siz kendinizi hazır hissetmeseniz bile biz iyi bir anne baba olacağınıza inanıyoruz. Zaten hiç tecrübe etmediğiniz bir şey için hazır olup olmadığınızı nasıl bilebilirsiniz ki? İnanın bunu bilmeniz için denemeniz gerekli.</p>
<p><font color="#ff0000">Hamilelik Öncesi Gözden Geçirmeniz Gerekenler</font><br />
Anne ya da baba olmak, hayatınızın akışını değiştirecek büyük bir olaydır. Hamile kalmadan önce yapacağınız bazı planlar ve değişiklikler sayesinde, daha sağlıklı birhamilelik geçireceğiniz muhakkaktır. Sağlıklı bir yaşam tarzı, siz ve bebeğiniz üzerine büyük ve olumlu etkiye sahiptir. Hamileliğin planlı olması sizi ileride olacakolaylara hazırlamaya yardımcı olur ve karşılaşacağınız zorlukları daha kolay, bilinçli bir şekilde atlatmanızı sağlar. Hamilelik öncesi iyi bir sağlık bakımının yapılması bütünhamileliğiniz boyunca size yardım edecektir. Bir çok kadın hamile kaldığını birkaç hafta geçmeden bilmemektedir. Bu ilk haftalar, fetus için en kritik dönemlerdir. Zira organlar bu dönemde oluşur. Sigara, alkol ve bazı ilaçların kullanılması bebeğin normal gelişimini engeller. Hamile kalmayı düşünüyorsanız en az 3 ay öncesinden bir doktora danışmanız, size yol gösterilmesi ve bilgi verilmesi açısından önemlidir.</p>
<p><font color="#0000ff">Sağlığınız ve vucudunuz hamile kalmaya uygun mu?</font><br />
Hamileliğiniz öncesinde jinekoloğunuzla bir görüşme yapın. Bu sizin için genel bir kontrol açısından harika bir fırsat olacaktır. Bu görüşmede değişmesi gereken alışkanlıklarınız varsa bunları ele alabilir ve yeni düzenlemeler yapabilirsiniz. Ayrıca yüksek tansiyon ve aşırı kilo gibi problemleriniz için gerekli tedavilere başlayabilirsiniz. Unutmayın eğer obesite(aşırı şişmanlık)ve yüksek tansiyon gibi problemleriniz varsa riskli guruptasınız demektir ve bunları kontrol altına almak için gerekenleri bir an önce yapın. Aşırı şişman kadınlar, yumurtlamaları düzenli olmadığından kolay hamile kalamamaktadırlar. Eğer kalırlarsa bu kez diyabet ve yüksek tansiyon onları beklemektedir. Ayrıca bu kadınların bebeklerinin de normalden iri doğma riski yüksektir, bu da beraberinde doğum yaralanmalarını ve zorunlu sezaryanı getirir.Yüksek tansiyonu olan annelerde ise düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebek doğurma riski yüksektir. Bunlara ek olarak hamilelikte çok ciddi bir problem olan Plasenta Abruption yani plasentanın bebek doğmadan önce rahimden ayrılması ve önden doğması riski yüksektir.Bütün bu riskleri tespit edip tedbirlerinizi alarak hamileliğinize daha sağlıklı başlayabilir ve sağlıklı bir çocuk sahibi olabilirsiniz</p>
<p><font color="#0000ff">Kilonuz ne durumda?</font>Düzenli bir egzersiz programı takip edin ve bir diyetisyen ile uygun bir diyet programı hazırlayın. Bu hamilelik öncesi bebeğiniz için yapacağınız en önemli şeylerin başında gelmektedir. Uygun bir kilonun sağlanması iyi bir sağlık açısından önemlidir. Hamile kalmanızın en az 6 ay öncesinden boyunuzun kilonuzla orantılı bir düzeyde kalmasını sağlamalısınız. Hamilelik sırasında yüksek kilo annede yüksek tansiyon ve şeker hastalığına sebep olabilmektedir. Aşırı şişmanlık gebelik sırasında kalp için ek bir yüktür. Normalden düşük kilo ise bebeğin gelişimini engellemekte ve düşük tartılı bebekler doğmasına sebep olmaktadır.</p>
<p><font color="#0000ff">Sizin yada eşinizin ailesinde kalıtsal bir hastalık var mı?</font>Bazı kalıtsal hastalıkların belirlenmesi ve yaşınıza aile geçmişinize bakılarak size genetik danışmanlık verilmesi açısından önem taşır. Genetik danışmanlık çiftlerin genetik hastalıklı bir çocuğa sahip olma şansı hakkında bilgi verir.</p>
<p><font color="#0000ff">Kronik bir hastalığınız var mı?</font><br />
Hamilelik vücudunuza yeni yükler yükleyeceği için, normalde kontrolünüz altında olan sağlık problemleriniz tekrar sorun çıkarabilir. Eğer bazı özel tıbbidurumlarla karşı karşıyaysanız, hamile kalmadan önce kontrol altına alınmalı ve hamileliğiniz boyunca bu kontrolleri sürdürmelisiniz.</p>
<p><font color="#0000ff">Bazı önemli sorular şunlardır:</font><br />
Şeker, yüksek tansiyon, sara nöbeti gibi rahatsızlıklarınız var mı?<br />
Kansızlık rahatsızlığınız var mı, şu an buna yönelik şikayetleriniz var mı? (Halsizlik, Çarpıntı, Solukluk, Çabuk yorulma)<br />
Hiç ameliyat geçirdiniz mi?<br />
Herhangi bir şeye karşı alerjiniz var mı?</p>
<p><font color="#0000ff">Daha önceki gebelikleriniz olduysa nasıl geçti?</font>Geçmiş gebelikleriniz ve varsa bunlarla ilgili komplikasyonlar da önemlidir. Çünkü sorunlar tekrar yaşanabilir. Özellikle daha önce düşük yapan kadınlar yeniden hamile kalırken endişe taşırlar. Gerçekten de daha önce yapılan düşükler; düşük tartılı bebek doğum riskini ve erken doğum riskini arttırmaktadır.Bu noktada önemli olan kendi kendinize endişe etmektense bir hekimin de yardımıyla birlikte kontrollü bir hamilelik geçirmenizdir.</p>
<p><font color="#0000ff">Kullandığınız ilaçlar var mı?</font>Aspirin, alerji ilaçları (anti histaminikler), diyet tabletleri, doğum kontrol ilaçları gibi günlük ilaçlar sorgulanacaktır. Bazı ilaçlar fetüsu etkilemektedir ve hamileliğiniz boyunca alınmaması gerekir. Örneğin bu günlerde akne tedavisi için yaygın olarak kullanılan Retinol (Retinoik asit, vitamin A türevi bir ilaç)bebekte doğumsal sakatlıklara neden olmaktadır ve ilaç tedavisi kesildikten sonra en az 6 ay hamile kalınmaması gerekmektedir. Sakinleştirici ilaçların veağrı kesicilerin kullanımının da doktora danışılması gerekir.</p>
<p><font color="#0000ff">İşinizde gebeliğiniz açısından bir risk var mı?</font><br />
Sizin veya eşinizin işinde radyasyon , kimyasallar , kurşun yada anestetik maddelere maruz kalma söz konusu ise bu hem hamile kalma şansınızı hem debebeğinizi riske sokabilir. Hamile kalmadan önce bu konuda işveren den veya işyeri doktorundan bilgi almak önemlidir.</p>
<p><font color="#0000ff">Kızamıkçık aşısı oldunuz mu?</font>Kızamıkçık (rubella) hastalığı bebeğin iç organlarının geliştiği erken gebelik döneminde bebekte önemli bozukluklara neden olabilir(sağırlık,körlük, beyin gelişiminin engellenmesi&#8230;). Bu nedenle hamileliğe karar verdiğinizde doktorunuza başvurup bu hastalığa karşı bağışıklığınız bulunup bulunmadığını bir kantesti ile öğrenmelisiniz. Eğer bağışıklığınız yoksa doktorunuz aşınızı yapacaktır. Kan testini gebeliğinizden en az 3 ay önce yaptırmalısınız.</p>
<p><font color="#0000ff">Yapılması gereken diğer testler</font><br />
Hamilelik öncesi özellikle sosyal risk taşıyan annelerin AIDS için ELİSA testini yaptırması önemlidir. Bu anne adayını kesinlikle korkutmamalı ve rahatsızetmemelidir. Ayrıca daha önce yüksek riskli davranış öyküsü olsun olmasın tüm hamilelere AİDS testi önerilmesi gittikçe kabul gören bir yaklaşımdır. Bunun yanı sıra Hepatit-B testinin yapılması, sonuca göre bebeğin doğduğunda aşı ve tedavisinin yapılması da önemlidir. Özellikle Hepatit-B taşıyıcısıolduğunu bilen anneler, bebeklerine zarar vermemek için muhakkak doktora danışmalıdırlar. Bazı hepatit taşıyıcılarından (belirli bazı antijenleri olan) doğanbebeklerde enfeksiyon riski yüksektir ve bu bebeklere doğumdan sonra 12 saat içerisinde Hepatit-B aşısı ve immunoglobulin tedavisi yapılması hemenher zaman enfeksiyonu önler. Bunlara ek olarak anne ve babanın hamilelik öncesinde kan guruplarının bilinmesi, eğer bir kan uyuşmazlığı söz konusu ise hamileliğin özel olarak takipedilmesi, anneye doğumdan önce gerekli aşının (rho-gam) yapılması bir sonraki hamilelikte tehlikeyi önleyecektir. Eğer bu annenin ilk hamileliği değilse veanne ile baba arasında kan uyuşmazlığı varsa ve de anneye ilk hamileliğinde gereken aşı yapılmamışsa o zaman annenin kanında ilk gebeliğinde antikor oluşup oluşmadığına bakılması ve doğumun daha özel şartlarda planlanması uygun olur.</p>
<p>alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://anne-bebek.net/?feed=rss2&amp;p=233</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
